Cami Mimarisinin Özellikleri

Mimari Dönemler yasinoz
sponsorlu reklam

Cami Mimarisinde Önemli Unsurlar

İslam Mimarisinin gelişmesi ve tanınmasından en büyük rol oynayan yapı türlerinin arasında Camiler ve külliye gibi kompleks yapılar ilk sırada gelmektedir. Bu yazımızda Osmanlı döneminde Cami Mimarisi için temel sayılacak özellikler hakkında bilgi vereceğiniz.

Osmanlı Camilerinin Temel Özellikleri

  • Geniş ibadet alanı
  • Kare biçiminde, üzeri kubbeli ibadet salonu
  • Portiko
  • Sıra kemerlerle çevrili avlu
  • En az bir veya daha fazla kubbe

Cami Mimarisinde Kubbe

Zamanla külliyenin kapsadığı tüm binalarda kubbeli küp tasarımı hakim oldu. Kubbe içteki kare alanı çevreleyen sağlam sütunların üzerine inşa edilmiş bir dizi kemerin üzerine oturtuluyordu. Kubbenin üzerinden aşağı ve dışa doğru çeken kuvvetler bulunuyordu. Kemerler kubbeyi taşıyacak güçte olmasına rağmen bu kuvvetlerin etkisini yok edemiyordu. Herhangi bir düzeltme yapılmaması halinde bu durum, kubbenin kendi üzerine çökmesine sebep olabilirdi. Mimar bu yüklerle baş edebilmek için, kubbenin alt kısmına ağırlık kulesi denilen sütunlar eklemek suretiyle kubbenin yanlarını (en zayıf olan alanları) güçlendirdiler. Yekpare duvarlar yerine kemerlerin kullanılması, kubbenin altında kalan alanın açık yerine kemerlerin kullanılması, kubbenin altında kalan alanın açık ve havadar olmasını sağlıyordu. Mimarlar kemerler desteklemek için bir yarım kubbe serisinden faydalandılar. Bu iki önlemin alınması, kubbenin gizli kuvvetlerinin geri kalanını, payandalardan duvarlara ve oradan da temele doğru yönlendirmeye yarıyordu.

Cami Mimarisinde Kıble

Kıble çizgisi, İslam’ın kutsal Şehri Mekke’yi gösterir ve ibadet edilirken onun gösterdiği yöne doğru dönülür. Kıble duvarı bu çizgiye dik durur ve duvarda süs amaçlı olarak açılmış, mihrap adı verilen girintiyle belirtilir. Mihrap, cennetin kapısını sembolize eder. Böylece cemaat üyeleri kutsal şehre ve onun kutsal mabedi Kabe’ye dönük olarak sıra sıra dizilmiş olurlar. İmam mihrabın önüne yerleşerek ibadet sırasında cemaati yönlendirir. İvadet yerinin giriş kapısı mihrabın tam karşısında olur. Binanın merkezinde bir mahfil, yani sultana veya caminin müezzinlerine ayrılmış, etrafı kafesle örülü ibadet alanı bulunur. Caminin cemaat üyelerinin ibadet için toplandığı orta bölümünün üzerine ahşap bir kubbe ile örtülür.

Cami Mimarisinde Sahın

Yüksek bir portiko bu girişin üzerinde koruma ve cemaat üyeleri için geçiş bir alan sağlar. Bu üzeri örtülü ibadet salonuna harim denir ve iki adet paralel sura sütunla üç bölüme ayrılır. Bu partikonun ötesinde, sütunlar üzerine oturtulmuş kemerlerle çevrili, sahın adı verilen bir avlu bulunur. Bu sütunların oluşturduğu koridora kemer altı denir. İç mekanın yarısı sıra kemerlerle çevrili avlu için kullanılır ve bu alanda, şadırvan adı verilen üzeri kubbeyle örtülü bir çeşme ve kıymetli eşyaların konulduğu sekizgen bir yapı bulunur. Cemaat üyeleri ibadethaneye girmeden önce ayaklarını ve ellerini şadırvanda yıkarlar. Mihrap, giriş kapısı ve şadırvan kıble çizgisine oturtulur, böylece hepsi Mekke’ye doğru bakmış olur.

Cami Mimarisinde Minare

Minare sözlük anlamında “işaret kulesi” anlamına gelir. Minarelerin yapılma amacı, tıpkı diğer dinlerin ibadethanelerinde (Çan kulesi) olduğu gibi ibadet alanlarının uzaktan seçilebilir, ayırt edilebilir hale getirmektedir. Minareler aynı zamanda inananların günde beş kez ibadete çağrılması için bir platform işlevi de görür. İlk camilerde minare, ibadet salonunun kuzeybatı köşesindeki portikonun hemen arkasındaki kubbenin bitişiğinde olurdu. Cami tasarımının gelişmesiyle camilere birden fazla minare eklenmeye başlandı. Camiye ekli olarak inşa edilen minarede genellikle bir veya birden fazla balkon (Şerefe) bulunur. Ancak minarelerin şekli ciddi ölçüde değişkenlik göstermektedir; minareler spiral şekilli, kısa veya uzun, dar veya kare olabilir. Minarenin tepesi genellikle oymalı olur.

Sosyal Ağlarda Paylaş

{yasinoz}