Çin Mimarisi

Mimari Dönemler yasinoz
sponsorlu reklam

Çin Mimarisi Özellikleri

Çin’deki büyük inşaat projeleri ruhban sınıfı veya halk arasında çıkan hamilerin yönlendirmesiyle değil yönetimin inisiyatifiyle gerçekleştiriliyordu. İnsanoğlunun giriştiği en muazzam inşaat projelerinden biri olan Çin Seddi buna tipik bir örnektir.

Moğolların Çin topraklarına girmesini engelleme amacı taşıyan bu duvarın yapımına M.Ö. yüzyılda, ülkenin kuzey sınırından başlandı. Yüzyıl boyunca eklemeler yapılarak inşasına devam edildi. Esasen dört adet Çin Seddi vardır ve bunların hepsi Çin’i kuzeyden girebilecek Moğollardan ve göçebe kabilelerden korumak amacıyla yapılmıştır.

Çin Seddi’nin Evreleri

1.Duvar: Çin’in ilk imparatoru Qin Shi Huang (M.Ö 259-219) tarafından yaptırılmıştır. Yüz binlerce mahküm ve köylü tarafından inşa edilen ve mevcut olan birkaç duvarı birbirine bağlayan bu surdan günümüze çok küçük bir bölüm kalabilmiştir.

2.Duvar: İmparatoru Han Wudi (M.Ö. 156-87) tarafından inşa ettirilen bu duvar 482 km uzunluğundaydı.

3.Duvar (1138-1198): 2.Duvar’ın bir uzantısı olup onunla hemen hemen aynı uzunlukta olmakla birlikte, onun ters yönüne doğru ilerleyerek Shanhaiguan’daki duvarın batı ucundan kıvrıla kıvrıla kuzeye doğru devam ederek Yalu Nehri üzerindeki Dandong’a ulaşır.

4.Duvar (1368-1644): Bu duvarlar arasında en ünlüsü ve en iyi korunmuş olanıdır. Yapımına Ming Hanedanı imparatoru Zhu Yuanzhang (1328-1398) zamanında başlanmıştır. İnşası son Ming imparatoru 1644’te tahttan inene dek sürmüştür. Sona doğru duvarın ulaştığı uzunluk yaklaşık 6500 km’dir.

Duvarın inşaatında karar mercii olan kişiler, daima yöresel malzemelerden faydalanmanın, yerel gelenekleri izlemenin önemini vurgulamışlardır. Duvarın doğu kısmı işlenmiş taşlar ve fırınlanmış tuğlalarla yapılmıştır. Batı kısmında ise pise (sıkıştırılmış toprak) kullanılmıştır. Bu kısım yer yer güneşte kurutulmuş tuğlalarla kaplanmıştır. Sur içinde, asker birliklerinin konuşlandırılabilmesi için bir dizi gözetleme kulesi, geçit vehisar da bulunuyordu.

1449 yılında Moğollar, 1644 yılında ise Mançular en sonunda duvarı aştılar. Mançular baş hanedan olarak Beijing’i (Pekin) kendilerine merkez olarak seçtiler. Bundan sonra Çin Seddi ana savunma olarak kullanılmamış ama ulusal bir simge ve onu inşa eden erkek ve kadınlar için bir anıt olarak varlığını sürdürmüştür. İnşası sırasında birçok kişi ölmüştür hatta ölenlerin kemiklerinin duvarın içinde gömülü olduğu söylenir.

Çin Mimarisinde Taoizm ve Konfüçyüsçülük

Laozi ve Konfüçyüs Çin’in en güçlü dini figürleridir. Laozi (yaklaşık M.Ö 6. Yüzyıl) insanoğlu ve dünya arasında bir uyum kurmanın yollarını arayan Taoizm öğretisini kuran kişidir. Taocu ilkeler özellikle peyzaj tasarımında bariz bir şekilde görülür. İktidar sahibi kişiler tebaalarına karşı yardımseverlik sergilemeleri beklenir. Onun öğretileri atalara tapınmayı ve kişinin ailesine saygı göstermesini vurgular. Çin’de şehir planlaması ve ev tasarımları Konfüçyüs ilkelerine dayanmaktadır.

Ana Yönlere Göre Planlama;

Çin mimarisinde binaların yerleştiriliş şekilleri Konfüçyüsçü ve Taocu öğretilere dayanır. Ana yönler konumlandırmada başrol oynar. Bu açıdan bir tür hiyerarşik yapı mevcuttur:

  • En önemli yapılar ve evler, azami oranda güneş alabilmeleri için güneşe bakaca şekilde konumlandırılır. Ayrıca bu rüzgardan da bir miktar koruma sağlar.
  • İkincil derece önem taşıyan binalar, doğuya ya da batıya dönük inşa edilir. Bu yapılar genellikle üzerlerine yapılan çıkmalarla ve hatta ağaçlar ve çalılıklarla korunur.
  • Mimari planlarda doğayla uyum içinde yaşamak üzerine Taocu görüşlere itibar edilir.

Çin Mimarisi yazımızın ikinci bölümünde Mimari’de Feng Shui ve Çin Evleri hakkında bilgi bulabilirsiniz. Aşağıdaki bağlantıdan ikinci bölümü incelemenizi tavsiye ederiz.

Jian

Çin’de inşa edilen herhangi bir binanın temel modüler birimine bir Jian denir. Bir jian yaklaşık olarak 3 metreye 4 buçuk metrelik bir alanı ifade etmektedir. En sade evler sadece bir jian ölçüsünde olabilir. Daha büyük binalar, tek sayılık bir ölçüde olmasına dikkat edilmek suretiyle birkaç jianı kaplayabilir. Tek sayı kullanılması, bir jianın evin tam ortası ya da merkezi olarak işlev göstermesini sağlar. Daha geniş binalarda ise, birbirlerine sadece koridorlarla bağlanan neredeyse tamamen ayrı yapılar gibi inşa edilmiş birden fazla oda bulunabilir. Bu, farklı işlevlere yönelik alanları kapsayan ayrı birimler oluşturmasına olanak tanır.

Tapınaklar

Budizm Çin’de en yaygın dindi ve Budist ibadetleri için en çok tercih edilen yapı şekli tapınak kompleksiydi. Bu kompleks, Buda’nın heykellerinin sergilendiği (inananların tapınabildiği) bir salon ve ayrı bir pagodadan oluşuyordu. Pagoda, Hindistan’ın kuzeydeki stupların üstünde yer alan tepe süslerinden ve aynı zamanda Çin ordusunun tercih ettiği çok katlı gözetleme kulelerinden esinlenerek oluşturulmuştur. Çok sayıda çatısı bulunan çok katlı (her kat için bir çatı olmak üzere) bir yapıdır. Pagodalar kutsal eser ve yazıtları saklamak için inşa edilmiş yapılar olmakla birlikte dikey olarak yükseklikleri uzaktan görülebilen, tapınağın yerini belli eden bir anıt olmalarını da sağlamıştır. Çatılar, ana yapıya bağlı geniş, ahşap bağlantı ayaklarıyla destekleniyordu. Dougong denilen bu bağlantı ayakları bina çatısının kolonları ve çapraz kirişleriyle kenetleniyordu. Ayrıca, bu bağlantı ayaklarının duvarları güçlendirmesi daha yüksek yapıların inşa edilmesini mümkün kılıyordu.

Hindistan’ın kuzeyindeki mağara tapınaklarda da aynı yapılardan esinlenilmiştir. Bu mağaralar 5. Ve 6. Yüzyıllarda dik falezler oyularak yapılıyordu. Süslemelerde Hindistan’da kullanılan filler, nilüfer çiçekleri ve dönen sarmaşıklar gibi birçok figüre rastlanır.

Dini Amaçlı Olmayan Binalar

Gözetleme kulesi ve pagoda dışında Çinlilerin yaptıkları binaların çoğu enlemesine yayılacak ve tek kattan daha fazla olmayacak şekilde tasarlanıyordu. Diğer yapılardan biraz daha yüksekte olmaları için önemli binalar platformların üzerine inşa ediliyordu. Bu yapılar aynı zamanda daha genişti ve bağlantı ayakları tarafından desteklenen kırma çatılar gibi dekoratif unsurlarla abartılı hale getiriliyordu. Asya yapıları genel olarak Batılı emsallerine göre çok daha parlak renklerle süslenirdi. Daha az öneme sahip binalar daha ufak tefek boyutlarda ve üçgen çatılı oluyor ve genellikle kahverengi ve siyah gibi daha sade renklerle boyanıyordu. Bina düzeni çoğunlukla bir avlunun etrafında şekillendiriliyor ve yine bulunan seramik ev maketleri o dönemde inşa edilen evlere dair bize bilgi vermektedir; neyse ki bu seramik maketler günümüze dek ulaşabilmiştir, zira ahşap modeller ne yazık ki zamanın yıkımına karşı koyamamıştır.

Mimaride Feng Shui hakkında bilgi almak için aşağıdaki bağlantıyı inceleyebilirsiniz.

Mimaride Feng Shui

Sosyal Ağlarda Paylaş

{yasinoz}

“Çin Mimarisi” üzerine 1 yorum

Yorumlar kapalı.