Küresel ýsýnmanýn dönüm noktasý
Küresel ýsýnmanýn dönüm noktasý PDF Yazdır e-Posta
Yasin Özçelik tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 23 Şubat 2009 12:25
5 Åžubat 2009 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda alýnan kararla Türkiye'nin Kyoto Protokolü çerçeve sözleÅŸmesine katýlmasý resmen kabul edildi. Türkiye aldýðý bu kararda ne kadar samimi; protokolü çevresel kaygýlarla mý yoksa ÅŸekilsel olarak, prosedürü uygulamak için mi imzaladý? Bunu önümüzdeki günler gösterecek.

2012‘de yürürlükten kalkacak olan bir protokolün imzalanmasýnýn çok da anlamlý olmadýðý, son iki yýl öncesine kadar sera gazý salýnýmý artýÅŸ hýzýnda dünya birincisi olan Türkiye'nin küresel mali kriz nedeniyle sera gazý emisyonlarýný önlemeye yönelik ÅŸu ana kadar herhangi bir tedbir alamamasý, bundan sonra da almasýnýn güç olacaðýnýn altýný uzmanlar çizmektedir, tam da bu noktada.

Küresel mali krizin etkilerinin 2012'ye kadar süreceði tahmin edilmektedir. Krizden en çok etkilenen otomotiv sektörüne (ABD, AB, Türkiye) destek önceliði veriliyor olmasýna, krizden hâlâ ders alýnmamasýna da çevreci örgütler tepki göstermekteler. Sera gazý salýnýmýnda otomotiv sektörünün rolünün ne kadar büyük olduðu bilinmektedir. Otomotiv sektörüne iliÅŸkin yatýrým ve destek politikalarý Türkiye'nin Kyoto Protokolü‘nü çevresel kaygýlarla kabul etmediði düÅŸüncesini güçlendirmektedir.

ülkemizdeki ve dünyadaki çevre tahribatýnýn; su kaynaklarýnýn, tarým ve orman alanlarýnýn bir bir nasýl yok olduklarýnýn örneklerini görmek için doðaya bakmamýz yeterli. Güvenli sera gazý salýným seviyelerini çoktan geride býraktýk. ÝÅŸler çoktan çýðýrýndan çýkmaya baÅŸladý: Kuzey kutbu buzullarý eriyor, donmuÅŸ kutup topraklarýndan metan gazlarý kaynýyor; dað buzullarý, buz daðlarý artýk çözülüyor. Gelecek birkaç yýl içinde hýzlanan iklim deðiÅŸikliðinin kontrol dýÅŸýna çýkmasýný önlemek için çok daha farklý bir anlayýÅŸ içerisine girmek mecburiyetindeyiz.

Küresel ýsýnma hakkýnda bildiklerimiz, genel olarak mevsimlere bakýp; "Yaz çok sýcak geçti, kýÅŸ ise ýlýk. ÝÅŸte, küresel ýsýnma..." düzeyinde kalýyor. Bilimsel verilere ise maalesef bize ulaÅŸtýrýldýðý kadarý ile sahibiz. Bu konudaki çalýÅŸmalarýn birçoðu ya büyük petrol ve otomotiv ÅŸirketlerinin yönlendirmesiyle yürütülüyor ya da diðer uluslararasý tekellerin çýkarlarý doðrultusunda bilgi ve veriler manipüle edilerek onlarýn süzgeç ve filtrelerinden geçtikten sonra bize ulaÅŸýyor.

Gerçeklerin öyle olmadýðýný, daha 20 yýl önce, 23 Haziran 1988'de NASA‘nýn iklimbilimcisi James Hansen, bir senato komisyonunda yeryüzü atmosferinde sera gazý etkisi tespit ettiðini, bunun da dünyanýn iklimini deðiÅŸtirdiðini, yani insanlarýn dünyayý ýsýttýðýný ifade etti. Ayný James Hansen, bu tarihten tam yirmi yýl sonra, yine senato komisyonun karÅŸýsýna geçer ve kendi ifadesiyle "küresel ýsýnma bombasýný" etkisiz hale getirmek için artýk çok geç olduðunu ilan eder.

Küresel ýsýnmayla sadece dünyaya ne yaptýðýmýzý deðil, kendimize ne yaptýðýmýzý, gelecek kuÅŸaklarýn kaderiyle nasýl oynadýðýmýzý düÅŸünerek acil önlem planlarýný artýk uygulamalýyýz. BaÅŸta, Demokrat Obama yönetimindeki ABD, ekonomisine zarar vereceði kaygýsý ve endiÅŸelerini bir kenara býrakarak, acil önlem planlarýný uygulamalý ve küresel ekonomik krizin suçlularýný neo liberal bataklýkta, çarelerini ise baÅŸka yerlerde aramalý, ancak o takdirde Dünya'ya liderlik sorumluluðunu yerine getirebilir.

Kyoto'ya Türkiye'nin taraf olmasýyla birlikte protokolün ülkeye nelere mal olacaðý ya da ne gibi faydalar saðlayacaðý ÅŸu an tartýÅŸýlan güncel konular arasýnda, dileðimiz hem ülkemize hem dünyaya olumlu etkilerinin olmasýdýr. KuÅŸkumuz Türkiye'nin yükümlülük altýna gireceði 2013 yýlýna kadar gerekli altyapýyý nasýl hazýrlayabileceðimizdir. Protokolün ülkemiz ve Dünyamýz için bir yükümlülük deðil geleceðimize yönelik tedbir olarak algýlanmasý önemlidir.

Protokolün en önemli baÅŸlýðý enerji. Türkiye'nin alternatif enerji kaynaklarýnýn sadece yüzde 2 sini kullanýyor olmasý, bu konuda ne kadar açmazda olduðumuzu, enerjide dýÅŸa baðýmlýlýkta son 30 yýlda affedilmez yanlýÅŸ enerji politikalarýnýn neden olduðunu yine Enerji Bakanlýðý'nýn verileri somut bir biçimde ortaya koymaktadýr. Enerji üretiminde sýrasýyla en fazla kömür, doðalgaz ve petrol kullanýlmaktadýr, bu üç enerji kaynaðýnýn toplam enerji üretimindeki payý yüzde 94'tür. Yine ulaÅŸýmda da durumumuz hiç iç açýcý deðildir. Yurt içindeki yük taÅŸýmacýlýðýnýn, yolcu taÅŸýmacýlýðýnýn yüzde 95'i kara yolu taÅŸýmacýlýðý ile yapýlýyor, bir de buna yaÅŸlý araç parkýný da ilave ederseniz, Türkiye'nin egzoz emisyonu açýsýndan da oldukça sýkýntýlý bir durumla karÅŸý karÅŸýya olduðunu görürsünüz. Kyoto protokolünün imzalanmasý ile birlikte, ÅŸayet yükümlülüklerin gereðini yerine getirirsek, hem egzoz emisyonunun azaltýlmasý saðlanacak hem de zengin alternatif enerji kaynaklarýný kullanýma sokarak, enerjide dýÅŸa baðýmlýlýðý azaltmýÅŸ olacaðýz.

Bütün bunlara raðmen, imzalanan çerçeve sözleÅŸmesi ile 2009'un Aralýk ayýnda Kopenhag'da yapýlacak olan 15. Taraflar toplantýsýnda Türkiye'nin söz ve karar hakký olmasý önemli kendisini ifade etmesi açýsýndan. 2012'den sonraki post-Kyoto dönemi ile ilgili karar alma sürecinde yer alacak olmamýza olanak saðlayacak, çünkü bundan önceki Kyoto görüÅŸmelerinde yükümlülükler belirlenirken Türkiye bu sürece taraf deðildi, ÅŸimdi durum farklý, müzakerelerde Türkiye getirilmesi muhtemel aðýr yükümlülüklere karÅŸý Kopenhag'da kendisini savunabilme imkânýna böylece sahip olacaktýr. Bunun için de 2013 hedeflenerek ÅŸimdiden, zaman yitirilmeden yol haritasý hazýrlanmalý, aksi takdirde Türkiye büyük sorumluluklarýn altýna girecektir.

 

Kaynak: Cumhuriyet Yazan: Sadýk çelik

 
mimar | iç mimar | likapa