Mimari’de Arazi Önemi

Genel yasinoz
sponsorlu reklam

Mimari’de Arazi Önemi –  Mimari Yazılar-1

Mimarlık yere aittir ve bir arazı parçasına yerleşir. Arazinin topoğrafik tarihi ve içinde bulunduğu çevre açısından kendine has, belirgin özellikleri bulunur.

Araziyi Tanımak

Kentsel alanların, mimari konsepti etkileyecek fiziksel bir tarihi vardır. Arazi üzerindeki önceki yapılardan kalan izlerin oluşturduğu bir hafızanın yanı sıra, çevre yapıların malzemeleri, yükseklikleri, biçimleri ve kullanılan detay tipleri gibi fiziksel özellikleri de mevcut verilerdir. Kırsal alanda yer alan bir arazı parçasının daha az görünür bir tarihi olabilir. Yine de, arazinin togografyası, coğrafyası ve bitki örtüsü gibi fiziksel özellikleri mimari tasarımı doğrudan etkiler.

Binanın yerleşeceği araziyi tanımak, mimarın temel ihtiyaçlarından biridir. Arazi, mimari tasarımı etkileyecek birçok parametreye sahiptir. Örneğin, yönlendirme (güneş arazi üzerinde hangi yönde hareket etmektedir) ve erişim (araziye nasıl ulaşılıyor? Binaya nasıl ulaşılacak?) gibi temel soruların yanı sıra, yakın çevredeki diğer binalar (yükseklikleri, biçimleri, malzemeleri, vb) da dikkate alınır.

Bina, sadece üzerine yerleştiği arazi ile değil, yakın çevresi ile de ilişki kurar. Bu durumda çevre binaların ölçeği ve o çevrede sıklıkla kullanılmış malzemeler gibi konular da ele alınmalıdır.

Biçim, kütle, malzeme, giriş ve manzara gibi tasarım problemleri arazi ile birlikte düşünülür. Arazi mimariyi bir taraftan sınırlarken bir taraftan da değişik tasarım fırsatları sunar. Her yerin kendine has farklı özellikleri bulunur ve mimarlık o yere özgü ve biricik olur. Her yerin kendi yaşam döngüsü vardır ve bu döngü tanınarak yorumlanmalıdır. Arazi analizi mimara, tasarım sürecinde içinde çalışacağı kriterleri sunmak açısından önemlidir.

Arazi Analizi ve Haritalama

Bir arazi parçasını tanımaya yönelik teknikler fiziksel incelemelerden (ölçümler), ışık, ses ve deneyimler gibi niteliksel özelliklerin incelenmesine kadar çeşitlilik gösterirler. En basit haliyle araziyi görmek ve o çevrenin yaşam döngüsünü izlemek bile nasıl bir yaklaşımı geliştirileceğini belirlemek için ipuçları sunabilir.

Bağlamsal yaklaşımlarda, arazinin verili parametrelerine saygı gösterilir. Bağlam dışı/zıddı yaklaşımlarda ise aynı parametreler analiz edilip farklı bir tasarım yorumu getirilir. Her iki yaklaşımda da mimar araziyi doğru okumak, gerektiği gibi analiz ederek tanımak zorundadır.

Arazinin gerektiği gibi analiz edilebilmesi için haritalanması, yani, üzerinde yer alan bilgilerin kaydedilmesi gereklidir. Haritalama, arazinin fiziksel özelliklerinin yanı sıra deneyim ve kişisel izlenimler gibi niteliksel özelliklerini de içerir.

Bir arazinin haritalanması, incelenmesi ve verilerden bir tasarım üretilebilmesi için kullanılabilecek farklı araçlar mevcuttur. Bunlar, bir arazi parçasının bir dizi farklı yoldan ölçülebilmesini sağlayan analitik araçlardır.

Birinci Araç: Kişisel İzlenim ve Yorumlar

Bir yer ile ilgili ilk izlenimimiz çok önemlidir. Bir arazinin genel karakteri ile ilgili kişisel yorumlarımız, ileride alacağımız tasarım kararlarını etkileyeceği için bu izlenim ve yorumları açık bir şekilde kaydetmek gereklidir.

Bir arazi etrafında yapılan kişisel yolculuk ve bunun yorumlanması Gordon Cullen’ın “Concise Townscape” adlı kitabında üzerinde durduğu “seri görüntü” kavramı ile açıklanabilir. Bu kavrama göre, çalışılan alanın bir haritası çıkarılır ve bu harita üzerinde, her biri alana farklı bir bakış açısı sunan noktalar belirlenir. Daha sonra bu noktalardan bakılarak çizilen küçük eskizler ile araziye kişisel izlenimler kaydedilir. “Seri görüntü” herhangi bir arazinin (ya da bazen binanın) mekânsal olarak okunması için yararlı bir tekniktir. Bakış noktalarından ardı ardına okunabilecek şekilde eskizler çizilebileceği gibi fotoğraflar da çekilerek kullanılabilir.

İkinci Araç: Zemin –  Şekil Analizi

Zemin – şekil analizinde, genellikle yapılar farklı bir renkte boyanır ya da taranır. Böylece yapıların etrafındaki boşluklar net bir şekilde tanımlanır. Zemin – şekil çalışması kenti doluluk ve boşluklar olarak tanımlayan soyut bir analizdir. Bu analizle, şekil (yapı) ve zemin (yapının etrafındaki boşluk) üzerine odaklanır. Zemin – şekil analizleri, kentlerdeki farklı boşlukları tanımlamak için kullanılan bir yöntemdir.

Üçüncü Araç: Arazinin Tarihsel Analizi

Bir arazinin tarih boyunca geçirdiği aşamaların haritalanması, o yerin yaşam ve hafızasını tanımlamaya yarar. Tarihsel analizde, aynı yerin farklı dönemlerdeki haritaları üst üste çakıştırılabilir ve böylece alanın değişim ve gelişimi izlenebilir. Böyle bir çakıştırma, haritaların ardı ardına okunabilmesi ve alanın geçmesini ve bugününü aynı anda görebilmeyi sağlar.

Tarihsel analiz, tasarım fikrinin gelişmesi için önemli bir araç olabilir. Belli bir aksı işaret eden tarihi bir yol, rota ya da tren yolu gibi bir iz örneğin, tasarımda bir girdi olarak kullanılabilir. Benzer şekilde, örneğin Roma dubarı kalıntıları ya da başka bir önemli yapının izleri de eğer mevcutsa, yeni tasarım önerisinde bu izler korunabilir. Tarihsel analiz, çağdaş tasarım önerisini alanın geçmişi ile ilişkilendirerek bir esin kaynağı sağlar.

Mimaride Arazi İle Beraber Çevre Analizi

Arazi ve çevresinin durumu analiz ile belgelenir. Mevcut durum, harita ya da maket ile ifade edilir. Çevre yapıların kapı, pencere gibi öğelerinin biçim, boyut ve yerlerini gösteren röleveleri de içerir. Detaylı çevre analizi, arazinin fiziksel özelliklerinin ölçülmesini gerektirir. Arazinin en ve boy gibi ölçülerinin yanı sıra çevre yapıların da plan, kesit ya da görünüş düzeyinde ölçülerini de vererek mevcut durum belgelenir. Bu analiz, tasarım sürecinin vazgeçilmez bir öğesidir. Çevre analizleri kot farklarını da belgeler. Arazideki kot farkları ve eğilimleri, tasarım fikrinin geliştirilmesinde önemli girdilerdendir.

Faydalı Mimari Yazı Dizisi

Yapıları Etkileyen Sular – Faydalı Mimari Yazılar -2

Sosyal Ağlarda Paylaş

{yasinoz}