Mimarlık Dersleri

Genel yasinoz
sponsorlu reklam

Mimarlık Dersleri

Özellikle mimarlık bölümünü seçmeyi düşünen öğrencilerin en çok merak ettiği konuların başında mimarlık dersleri konusu gelmektedir. Birçoğu kaynağa göre mimarlık dersleri bir ucube olarak görülmektedir. Bu konudaki faydalı kaynaklar arasında bulunan “ Mimarlık Okulunda Öğrendiğim 101 Şey” isimli kitabında bazı bölümleri alıntı yaptık. Matthew Frederick tarafından hazırlanan kitap YEM Yayınları tarafından satışa sunulmaktadır. Özellikle mimarlığa ilk adımı atan kişiler için faydalı kaynaklar arasında olmaktadır.

Kitabın Ön Sözü

Mimarlık öğrencileri açısından kesinlik taşıyan pek az şey vardır. Mimarlık okullarındaki ders programları; uzun saatler, anlaşılması güç metinler ve çoğu zaman katı bir eğitim anlayışıyla, kafaları allak bullak eden, baş edilmesi güç bir ucubedir. Mimarlık dersleri, ne kadar sürükleyici olursa olsun (ki öyledirler), o kadar çok istisna ve uyarıyla doludurlar ki, öğrenciler mimarlık hakkında öğrenilecek somut herhangi bir şey var mı diye kendilerine sormadan edemezler.

Belirsizlik mimarlık eğitiminde çoğu zaman gereklidir. Mimarlık hey şeyden önce üretici bir alandır ve tasarım hocalarının, üretici sürece gereksiz sınırlamalar getirme korkusundan, derslerin içeriğini somutlaştırmakta zorlanması anlaşılabilir bir durumdur. Bunun getirdiği açık uçluluk, öğrencilere yeni mecralara doğru sürükleyici bir yolculuğa çıkma fırsatı veriri; bununla birlikte, çoğu zaman onlarda, mimarlığın hiç de sağlam olmayan, kaygan bir zemin üzerine inşa edildiği duygusu uyandırır.

Kitabın en önemli özelliği mimarlık derslerini eğlenceli hale getirecek ve mimarlık mesleğinin fikrinin yerleşmesi için belli adımlar atılmasına yardımcı olmaktadır.

Mimarlık Bir Fikir İle Başlar

İyi bir tasarım çözümü, sadece fiziksel açıdan ilginç olmayıp, gücünü temelinde yatan fikirden alır. Fikir dış dünyada edindiğimiz deneyim ve bilgileri düzenleyip kavramamızı, onlara anlam vermemizi sağlayan özel bir zihinsel yapıdır. Binalarını hiçbir fikre dayandırmaksızın biçimlendiren mimarlar mekan plancısı olmanın ötesine geçemezler. Mimarlık, mekanı planladıktan sonra süslemelerle “giydirip kuşatmak” değildir. Mimarlık binanın DNA’sında; mimarın kattığı, binanın tümüne nüfuz eden bir duyarlıkta yatar.

Şema Bir Yapının Ana Fikrini Ya Da Kavramını Oluşturur.

Mimarlığın ilk eğitim dönemlerinde şema konusu üzerinde çok durulmaktadır. Fakat birçok eğitmen şema konusunu öğrencilere kavratmak yerine onu öğretmeye çalışarak bir zorunlu yapı halinde göstermektedir. Kitapta şema konusu hakkında çok faydalı bir bilgi verilmektedir;

Şema; çeşitli şekillerde ifade edilebilse de çoğunlukla, binanın genel kat planı organizasyonu ve dolaylı olarak yaşamsal ve estetik duyarlığını betimleyen bir diyagramla gösterilir. Şema kütle yoğunluğu, bina girişi, mekânsal hiyerarşi, yapı alanı üzerindeki konum, bina çekirdeğinin yerleşimi, iç mekan dolaşım ağı, ortak ve özel mekan dağılımı, doluluk ve saydamlık oranı ve daha pek çok öğeyi tanımlayabilir. Hangi öğeye ne kadar ağırlık verileceği projeden projeye değişir.

Kitapta geçmiş dönemlerde tasarlanmış bazı projelere ait şemalarda bulunmaktadır. Bir şemanın eski bir projeden yenisine başarıyla aktarılması imkansız olmasa bile pek mümkün değildir. Tasarım süreci her proje için özgün bir şema üretme uğraşıdır.

Kimileri, kusursuz bir şemanın her şeyi içerdiği, genel düzenlenişi ve taşıyıcı sisteminden kapı kollarına kadar bir binanın her öğesinin biçimlendirdiğini savunur. Kimileri de kusursuz bir şemanın ne ulaşılabilir ne de istenilir bir şey olduğu kanısındadır.

Kitap:  Mimarlık Okulunda Öğrendiğim 101 Şey

Yazar:  Matthew Frederick

Yayın Evi: Yem Yayınları

Kitap çok güzel içerikler içerdiğinden mutlaka mimarlık öğrencilerinin edinmesi gerekmektedir. Özellikle sıkıcı eğitim dönemlerini kitapta verilen pratik bilgiler doğrultusunda eğlenceli ve anlamını kavranmasına yardımcı olmaktadır.

Sosyal Ağlarda Paylaş

{yasinoz}