Yapıları Etkileyen Sular

Genel yasinoz
sponsorlu reklam

Yapıları Etkileyen Sular – Faydalı Mimari Yazılar -2

Binalarda mimari planlama yapmadan önce en çok dikkat edilmesi gereken konuların başında gelen su faktörü ülkemizde çok dikkat edilmeyen bir konu olsa da mimarlar tarafından çok detaylı bir şekilde bilinmesi gerekmektedir. Bu yazımız Yapı Endüstri Merkezi Yayınları tarafından çıkartılan Mimari Yapılarda Su Yalıtımı isimli kitaptan alıntıdır. Mimari yapıların sulardan nasıl korunmasından ve su izolasyonu hakkında çok detaylı bir bilgi içeren bu kitabı bütün mimarların okumasını tavsiye ediyoruz.

Su doğada katı, sıvı ve gaz olarak üç şekilde de bulunmasına rağmen yapıyı, su buharı ve özellikle sıvı hali ile etkilemektedir. Yapıyı etkileyen su döngüsü içerisinde yer alan suları; toprak (zemin) seviyesi altı suları ve toprak seviyesi üstü suları olmak üzere ikiye ayırabiliriz. Yapının farklı bölümlerinin toprakaltı ve toprak üstü sularla karşılaşma biçimleri, her yapı için tasarımını etkileyen özel şartları ortaya koymaktadır.

Toprakaltı suları; zemin altı sızma suları, yeraltı suyu ve toprak nemi olarak sınıflandırılabilir. Toprak üstü suları ise yağış suları, atmosfer nemi, deniz ve göl gibi sular ve kullanma sularıdır. Bu sınıflandırmada belirtilen sular, yapının bulunduğu alanın mikro-iklim koşulları, jeolojik ve topografik yapısına bağlı olarak değişen özelliklere sahiptir. Dolayısıyla yapı tasarımı sürecinde, toprak altında ve üstünde, sıvı ya da su buharı şeklinde yapıyı etkileyebilecek suların fiziksel ve kimyasal özelliklerinin belirlenmesi ve uygun önlemlerin alınması gerekmektedir. Çevresel su döngüsü içinde yer almayan kullanma suları ise banyo, mutfak, WC, çamaşırlık gibi suyun kullanıldığı iç mekanlarda ya da havuz veya depolarda kontrol altında tutulduğu sürece yapıya zararlı olmayan sulardır.

Toprakaltı Suları

Yağış sularının zemin en üst tabakası ile temas etmesinden sora toprak tabakaları arasında zeminin cinsine ve arazinin şekline bağlı olarak çeşitli sular oluşmaktadır. Bu sulara toprakaltı suları adı verilmektedir. Bölgenin iklim koşulları, yağış miktarları, yeraltı toprak tabakalarının geçirimlilik özellikleri, toprak yüzeyi altında oluşabilecek ve yapıyı etkileyebilecek suların miktar ve özelliklerini belirlemektedir.

Toprakaltı suları arasında kabul sayılabilecek adsorbe su ve kılcal su, statik su kütleleri olarak kabul edilebilir. Adsorve su, dane yüzeylerindeki elektriksel kuvvetler tarafından, kılcal su ise sıvalarda görülen yüzeysel çekim kuvvetleri tarafından kontrol altında tutulur. Yerçekimi kuvvetleri tarafından kontrol altında tutulan yeraltı suyu ise statik olmayıp zemin içinde hareket edebilme özelliğine sahiptir. Toprakaltı suları, yapının temel, bodrum kat duvarı ve döşemesi gibi toprakaltı elemanlarının bünyesine farklı yollardan etki etmektedir. Yapıyı etkileyen toprakaltı suları; sızıntı suları, toprak nemi, yeraltı suyu ve kılcal su başlıkları altında ele alınmaktadır.

Sızıntı Suları

Yağmur ve eriyen kar suları gibi yağış sularının geçirimli zemin üst tabakası ile temas edip toprak tabakalarının arasına sızması sonucunda oluşan sulara sızıntı suları denilmektedir. Bu sular, yerçekimi etkisiyle geçirim ya da az geçirim toprak tabakalarının arasından daha derinlere doğru ilerler. Yağış sularının yerçekimi etkisi ile zemin elemanları arasında derinlere doğru indiği bu gölgeye süzülme katmanı denir. Sızın suları, gerek toprak tabaklarının aralarından gerekse yapının toprakaltı elemanlarının toprak ile temas eden yüzeylerinden alt kısımlara doğru akarlar. Bu sular; yapı temellerinin, bodrum duvar ve döşemelerinin yüzeylerine basınçsız olarak etki ederler ve söz konusu elemanların yüzeylerindeki gözeneklerden yapı bünyesine sızarlar. Sızıntının miktarı, toprağın ve yapı elemanının cinsine ve nem içeriğine donma kapasitesine ve mevsimlik yağış miktarına göre değişkenlik gösterir.

Zemin tanecikleri arasında çekim kuvvetleri oluşmayan, aralarında boşluk bulunan kum-çakıl karışımlı gravye gibi koezyonsuz zeminler, yüksek geçirimliliği olan zeminlerdir. Su, bu tür zeminlerin tanelerinin arasında oluşan boşluklar sonucu gelişi güze loluşmuş kanallarda, yerçekimi kuvveti ile akım izi doğrultusunda hareket eder ve böylece sızın suları oluşur.

Suyun hareket ettiği kılcal boşlukların yönleri ve genişlikleri sabit değildir. Kılcal kanallar bazı bölgelerde genişler, bazı bölgelerde daralır, dolayısıyla suyun hareket hızı da bu değişkenler doğrultusunda artıp azalmaktadır. Suyun kanallar içinden akıp gitmesini sağlayan geçirgenlik özelliği, zemini oluşturan tanelerin boyutları ve suyun zemin içinde birim zamanda aldığı yol ile doğrudan ilişkilidir.

Yeraltı Suları

Sızıntı suları, geçirimli toprak tabakalarının arasından derinlere doğru inerken, çanak şeklinde geçirimsiz bir tabakaya rastladığında, burada birikerek yeraltı sularını oluşturur ve belli bir seviyeye kadar geçirimsiz tabakanın üstünde yer alan geçirimli tabakanın toprak taneleri arasındaki hava boşluklarını tamamen doldurur. Zemin içerisinde akışı sırasında düzlem yüzeyli bir geçirimsiz tabakayı rastlayan sular ise tabaka üzerinde akmaya devam eder. Yeraltındaki geçirimsiz çanaklarda ve bunun üzerindeki geçirimli toprak taneleri arasındaki hava boşluklarında biriken su kütlesinin üst yüzeyi, yeraltı su tablası olarak adlandırılmaktadır. Yeraltı su tablasının kotu, yeraltı su seviyesini oluşturmakta olup, bu seviyenin altındaki zemin tamamen suya doygun haldedir. Yeraltı su tablası genellikle yatay bir yüzey olmayıp hemen hemen zemin yüzeyi topografyasına paraleldir. Yeraltı suyu yüksek kotlardan düşük kotlara doğru yerçekimi kuvvetlerinin etkisi altında hareket halindedr, yamaçlarda ise yeraltı su seviyesi yaklaşık olarak şev yüzeyine paralel durumdadır.

Yeraltı suları, geçirimliliği yüzeye doğru artan tabakalar arasında düzey ve yatay yönde hareket ederler. Yeraltı suyunun bu dinamik yapısı hidrolojik döngünün bir parçası olmasından kaynaklanır. İki geçirimsiz katman arasında kalan su ile “hapis su”  olarak adlandırılır. Bu sular hareket edemedikleri için hareket enerjileri basınç kuvvetine dönüşmüştür. Geçirimsiz katmanların, yapı çukuru açılması ya da dışarından gelebilecek herhangi bir kuvvetin etkisiyle delinmesi sonucunda katmanların içinde bulunan su, basınç kuvvetiyle yüzeye çıkar Açığa çıkan bu basınçlı su, yapının yukarıya doğru itilerek dengesinin bozulmasına neden olur.

Sızıntı sularının miktarı, yeraltı sularının en yüksek su seviyesine (E.Y.S.S) belirler. Yeraltı sularının en yüksek seviyeleri, sızıntı sularının yağışlı mevsimlerde artması ya da kurak mevsimlerde azalması sonucu yükselir ya da alçalır. Yapıların toprakaltı elemanlarının yeraltı sularının en yüksek seviyesi altında kalması durumunda, su ile temas eden yüzeylerde hidrostatik basınç meydana gelir. Yağışların çok olduğu dönemlerde yeraltı su seviyeleri, daha kurak mevsimlerde su seviyeleri daha alt kotlara inerek basınç oranında düşmelere neden olur.

Yazının devamı ve mimari yapıların su ile bütün ilişkisi hakkında bilgi edinmek için Mimari Yapılarda Su Yalıtımı adlı okumanızı ve edinmenizi tavsiye ediyoruz.

Kitap ismi: Mimari Yapılarda Su Yalıtımı

Yayın Evi: Yapı Endüstri Merkezi Yayınları

Yazarlar: Çiğdem Tekin, A. Cüneyt Diri, Jozef Bonfil

BTM Bitümlü Tecrit Maddeleri San. ve Tic. A.Ş’ nin katkıları ile hazırlanmış bir kitaptır.

Mimari Yapılarda Su Yalıtımı

Mimari Yapılarda Su Yalıtımı

Sosyal Ağlarda Paylaş

{yasinoz}

“Yapıları Etkileyen Sular” üzerine 1 yorum

Yorumlar kapalı.