Yunan Mimarlığı

Mimari Dönemler yasinoz
sponsorlu reklam

Yunan Mimarlığı ve Özellikleri

Mikanos’un çöküşüyle Yunanistan yüzyıllar sürek bir karanlık çağa girdi. Yeni bir Yunan kültürü ortaya çıktığında bu, Klasik düzenler olarak bilinen mimari oranlar sistemini kapsıyordu. Kerpiç ve ahşaptan yapılan en eski Yunan yapıları artık kaybolmuştu. M.Ö. 600 dolayında Olimpia’daki ahşap Hera Tapınağı bu kez daha sağlam ve yangına dayanıklı olan taştan, parça parça yeniden yapıldı. Yunan mimarlar kısa süre içinde mermer ve kiraçtaşı kullanarak bina yapma sanatında ustalaştı. Bu kez taşa dönüşen Klasik düzenler zamanı aşan, evrensel bir mimari güzellik standardının tanımlayıcısı halinde geldi. Her ne kadar eski Yunanlar taş yapıların hayalini kursalar da kendileri kerpiç duvarlı, ahşap taşıyıcılı ve çatılı mutevazı  yapılarda yaşıyordu.

Yunan Mimarisin Tarihi;

  • Karanlık bir dönemin ardından yeni bir Yunan kültürü doğdu.
  • Yunanlı Klasik düzenler olarak bilinen yapı oranları sistemini oluşturdu
  • Büyük taş yapılar inşa edildi.
  • Yunanistan’daki mimarlık kolonilerine de götürüldü.

Yunan evleri, yemek ve oturma odası olarak kullanılan bir avluya açılan birkaç küçük odada oluşan genellikle tek katlı yapılardır. Her şehrin palaestra’sı ya da spor salonu ve şehir halkının toplantı yeri olan bouleuterion’u bulunuyordu.

Kadınlar açık pazar yeri olan agora’da alışveriş yapıyor, su kaplarını da halkın ortak kullandığı bir çeşme binasından dolduruyordu. Tapınakların içine girmek çoğu insana yasaktı; törenler dışarıda, genellikle binanın önündeki bir sunakta yapılyordu.

Mimari Yapılar

Büyük Tiyatro (M.Ö. 3.-1 yüzyıl)

Yunanlar tiyatroyu kültürün en yüksek biçimi olarak kabul ediyordu ve her şehirde bir tiyatro binası vardı. Bir tepenin yamacına taş sıralar yerleştiriliyordu ve sken adı verilen küçük bir bina sahne olarak kullanılıyordu. Zengin bir liman şehri olan Efes’teki tiyatro 25.000 izleyici alıyordu.

Athena Pronaia’nın Yuvarlak Tapınağı (M.Ö. 380-360)

Delfi, geleceğe ilişkin kehanette bulunan, saygın bir kadın olan Delfi Kahini’nin yurduydu. Kahin’in ortaya çıkmasından önce Delfi’deki ilk tapınaklar Toprak Tanrıçalarına adanmıştı. Athena, Olimpia panteonundaki Toprak Tanrıçası’nın yerini aldı, ne var ki kadınca bilgelik ve tinsel bilince olan saygı sürdü. Bu, incelikle detaylandırışmış yuvarlak tapınak ya da tholos, Athena Pronaia kutsal alanının merkezinde yer almaktaydı. Sütunların yaprak süslemeleri eski Toprak Tanrıçası inancında yer alan kutsal korulukları simgeliyordu. Daha önceki tapınak yapılarının katı dik açılı formlarınd bir kopuşu ifade eden yuvarlak form bu kadınsı ortamın esini olarak ortaya çıktı ve Roma mimarlığındaki eğrisel formların habercisi oldu

Satyrus ve Pythius: Halikarnassos Mosoleumu (M.Ö. 353 Bodrum)

Mausolus, Kendi başkentini yeniden inşa etmek için bol para harcayan Pers satrabı idi, Ölümünden sonra karısı mezarı için hiçbir masrafta n kaçınmadı. Yunan mimarları eşhre bakan 45 metrelik gösterişli mermer bir yapı tasarladı. Her biri bir cepheyi ele alan dört heykelci, mezarı heykellerle süsledi. Bina öylesine etkileyiciydi Antik Dünyanın Yedi Harikası arasında sayıldı. Depremler üst bölümü yıkınca taşları hemen yakınındaki bir kalenin yapımında kullandı.

Knosoos Sarayı (Minos M.Ö. 1700-1400)

Sarayın duvarları spor ve dinsel törenler betimleyen fresklerle bezenmişti. Minos sütunları olasılıkla Mısır tasarımlarının etkilerini taşıyordu. Minoslular taştan çok servi ağaçlarının gövdelerini, geniş bölümler yukarıda olacak, alt bölümler ise içe doğru giderek incelecek biçimde başaşağı olarak kullanıyorlardı. Basit bir tabanın üzerine monte edlen apaç gövdeleri kırmızıya boyanıyor ve yastık biçimli yuvarlak bir başlıkla sonlanıyordu.

Mimari dönemler hakkında bilgi almak için aşağıdaki bağlantıyı inceleyebilirsiniz.

Sosyal Ağlarda Paylaş

{yasinoz}